Danışan ve Danışman İlişkisi

Danışan ve Danışman İlişkisi
Danışan ve danışman ilişkisi pek çok açıdan önemlidir. Kişiler psikolojik danışmanlara yönelmek
yerine alışkanlıkları, psikolojik ve kültürel sebepleri ve ekonomik faktörler nedeniyle zor yaşam
olaylarıyla ilgili olumsuz duygularını paylaşmak için arkadaşlarına ve ailelerine yönelme eğilimindedir.
Ancak bir danışmanla konuşmak, bir aile üyesiyle konuşmaktan çok farklıdır. İnsanlar bir sorunu
olduğunda genellikle bunu yakın çevreleriyle (arkadaşlar, aile, iş arkadaşları vb.) paylaşma
eğilimindedir. Bu genellikle bireyi rahatlatır ve sorunlarının kısa veya uzun süreli olarak çözülmesine
yardımcı olabilir. Ancak bu eylemler her zaman olumlu sonuçlar vermeyebilir. Bazı durumlarda
paylaştıktan sonra eskisinden daha kötü hisseder ve paylaştığına pişman olabilir. Sorunlar azalmak
yerine büyüyebilir ve büyüdükçe daha çok insanla paylaşır ve paylaşırken daha olumsuz ve güçsüz
hissedilen bir döngüye girilebilir. Bundan dolayı danışmandan yardım almak önemlidir.

Danışan ve Danışman İlişkisinin Önemi

Danışan danışman ilişkisi nasıl olmalı sorusu için önemli birkaç kriter vardır. Psikoterapinin başarısı,
esas olarak terapist ve danışan arasında oluşturulacak güven atmosferine bağlıdır. Kabul edildiğini,
anlaşıldığını, eleştirilmediğini, yargılanmadığını gören danışan, terapistinin samimiyetine güvendiği
sürece sorunları hakkında konuşur ve değişim arar. Sorunları kabul etmek, ruh sağlığı sorunlarının
tedavisinde de önemli bir adımdır. Bu değişim için kapıyı açar. Bu adımda, yani başarılı bir terapi
sürecinin başlangıcında, terapistin danışanın gözünde bir güven nesnesi haline gelmesi önemlidir. Bu
aşamada terapist, danışanın bir süre boyunca asla sahip olamayacağı veya kaybedemeyeceği bir dal,
tutunacağı bir dal ya da bilinçdışının yansıtıldığı bir kişi konumundadır. Psikoterapi sürecinde
danışanın psikoterapisti ile kurduğu bağ, kişiye yeni umutlar ve çözülemez olduğuna inandığı ve
umudunu yitirmiş sorunlarla baş etmesini sağlayacak sebepler yaratacaktır. Terapist tarafından
dinlenen, önemsenen ve değer verilen danışan, yeni bir entelektüel, duygusal ve sosyal çevre
kazanarak hayata yeniden başlamaya cesaret edecektir. Danışan ve terapist kendilerinin her
katmanında bir bağ duygusu yaratabilirlerse, bu danışan için kuvvetli bir bağ haline gelir ve danışanın
bağlanma ihtiyacı psikolojik problemlerde çok önemlidir.

Psikolojik Tedavide Danışmanın Önemi

Psikolojik danışmanlar, uzmanlık alanlarında gerekli eğitim ve yeterliliği almış, kendini daha da
geliştiren ve çalışmalarını bilimsel ilkeler, mesleki denetim, dayanışma ve etik ilkeler ışığında yürüten
profesyonellerdir. Arkadaşınız sizi dinlemek ve nasıl hissettiğinize odaklanmak yerine size tavsiyelerde
bulunabilecektir. Ancak psikolojik danışmanlar, mesleki yaşamları boyunca bilgi ve becerilerini
güncelleyerek aktif dinleme başta olmak üzere birçok konuda eğitim almakta, eğitmekte ve
yetiştirmektedir. Bu nedenle sizi yakın çevrelerinden daha nitelikli bir şekilde dinleyeceklerdir. Ayrıca
tüm PDR hizmetleri etik kurallara göre gizlidir. Talepte bulunan kişilerin kişisel verileri, rızaları veya
bilgileri olmaksızın hiçbir kişi, birim veya kuruma aktarılmaz. Bu açıdan danışan danışman ilişkisi bu
esaslar çerçevesinde şekillenir.